İstanbul’un gün batımındaki altın tonlu ışığından ilham alan Atelier Rebul’ün yeni koleksiyonu Istanbul Golden Hour, Boğaz manzarası eşliğinde gerçekleşen özel bir davetle tanıtıldı. Oriental ve amber karakterli koku, şehrin en büyüleyici anlarından birini modern bir yorumla ten üzerine taşıyor.
DAMLA DURAK
İstanbul’un gün batımında aldığı o sıcak, altın tonlu ışık… Şehrin siluetini yavaşça yumuşatan, Boğaz’a dingin bir parıltı bırakan o kısa ama etkileyici an, bu kez bir koku koleksiyonuna ilham veriyor. 130 yılı aşkın koku mirasını modern bir yorumla buluşturan Atelier Rebul, İstanbul’dan ilham alan ikonik seri yolculuğunun yeni durağı olan Istanbul Golden Hour koleksiyonunu, Boğaz’ın en etkileyici noktalarından biri olan Kocataş Mansions’da gerçekleşen özel bir davetle tanıttı. Atelier Rebul’ün daha önce büyük ilgi gören Istanbul ve Istanbul Bosphorus koleksiyonlarının ardından seriye eklenen Istanbul Golden Hour, şehrin en şiirsel anlarından birini merkeze alıyor.
İstanbul’dan Dünyaya Uzanan Bir Koku Hikâyesi

Oriental ve amber karakterli kompozisyon, gün batımının sıcaklığını modern ve sofistike bir yorumla yeniden kurguluyor. Ünlü parfümör Pascal Gaurin imzasını taşıyan kokuda açılışta armut ve neroli dikkat çekiyor. Kalpte yasemin ve kavrulmuş hindistancevizi daha sıcak, yumuşak ve ışıldayan bir etki yaratırken; amber akoru, labdanum ve vanilya ise kokunun derinliğini güçlendiriyor. Sonuç ise tam olarak İstanbul’un gün sonunda bıraktığı his gibi: sakin, sıcak ve hafızada kalan bir atmosfer.
Bugün 27 ülkede büyümesini sürdüren Atelier Rebul, İstanbul’u yalnızca bir şehir olarak değil; bir ruh hali, bir ışık ve duyusal bir deneyim olarak yorumlamaya devam ediyor. Istanbul Golden Hour da tam olarak bu yaklaşımın bir parçası. Boğaz’dan tarihi yarımadaya uzanan siluetin altın tonlarla aydınlandığı o kısa zaman dilimi, koleksiyonda zamansız ve modern bir koku diline dönüşüyor. Kısacası bu yeni koleksiyon, İstanbul’un en romantik saatlerinden birini sadece anlatmıyor; ten üzerinde yeniden yaşatıyor.
